Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Kur’an’da Kur’an

ravza_nur

New member
Katılım
13 Kas 2007
Mesajlar
5
Tepkime puanı
4
Puanları
0
Yaş
44
Kur'an, kendisini bir kılavuz, rehber olarak tanıtıyor. Kur'an, insanlara hayâtları boyunca takip etmeleri gereken esasları, yasaları gösteren ve onları teşvik eden bir kitaptır. Kur'an, akleden insanlar için bir öğüt ve hatırlatmadır. Kur'an'ı, kendi dilinden tanımaya çalışalım:

"Elif Lâm Râ; Bunlar, gerçeği açıklayan Kitab’ın âyetleridir. Biz, onu anlayasınız diye Arapça bir Kur'an olarak indirdik. Biz, bu Kur'an'ı sana vahyederek en güzel kıssaları anlatıyo-ruz. Oysa, daha önce sen bunlardan habersizdin." (12/Yûsuf, 1-2)

"Bu, Allah'ın izniyle, insanları karanlıklardan aydınlığa, güçlü ve hamde lâyık olan, göklerde ve yerde olanların sahibi Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz kitaptır." (14/İbrahim, 1-2)

"Kur'an, âlemler için bir öğüt ve hatırlatmadan başka bir şey değildir." (68/Kalem, 52)

"Bu Kitap, hiç şüphesiz muttakiler için rehberdir." (2/Bakara, 2)

"Bu Kur'an, onunla uyarılsınlar, tek bir ilah bulunduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara tebliğ edilmiştir." (14/İbrahim, 52)

"De ki, Kur'an'ı Ruhul Kudüs (Cebrail) Rabbinin katından mü'minlerin imanlarını pekiştirmek, müslümanlara doğruluk rehberi ve müjde olmak üzere hak olarak indirmiştir." (16/Nahl, 102)

"Bu Kur'an, insanlara bir açıklama, muttakilere yol gösterme ve bir öğüttür." (3/Âl-i İmran, 138)

"Doğrusu size Allah'tan bir ışık ve apaçık bir Kitap gelmiştir. Allah, rızâsını gözetenleri onunla selâmet yollarına eriştirir ve onları, izni ile karanlıklardan aydınlığa çıkarır, onları doğru yola iletir." (5/Mâide, 16)

"O halde Allah'ın indirdiği Kitap ile aralarında hükmet. Allah'ın sana indirdiği Kur'an'ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın. Onların heveslerine uyma. Eğer yüzçevirirlerse bil ki, Allah, bir kısım günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. İnsanların çoğu gerçekten fâsıktırlar." (5/Mâide, 49)

"Biz sana onu böyle Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda tehditleri türlü biçimlerde açıkladık. Belki sakınırlar veya onlara bir öğüt olur." (20/Tâhâ, 113)

"Andolsun, bu Kur'an'da insanlara her çeşit misali türlü şekillerde açıkladık. Ama insanların çoğu inkâr ederek yüzçevirirler." (17/İsrâ, 89)

"Âlemlere uyarıcı olsun diye kuluna hak ile bâtılın arasını ayıran ölçüyü indiren ne yücedir!" (25/Furkan, 1)

"De ki, bu, mü'minlere doğruluk rehberi ve şifâdır." (41/Fussılet, 44)

"Kur'an'ı insanlara ağır ağır okuman için bölüm bölüm indirdik." (17/İsrâ, 106)

"Rabbınızdan size indirilen Kitaba uyun; ondan başka veliler edinerek onlara uymayın. Pek az öğüt dinliyorsunuz." (7/A'râf, 3)
 

Eren

New member
Katılım
31 Ara 2007
Mesajlar
3
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
40
Allah razı olsun,

Kitapta hiçbirşeyi eksik bırakmadık Enam38
 

tevhideçaðrý

New member
Katılım
15 Eki 2007
Mesajlar
177
Tepkime puanı
8
Puanları
0
Yaş
50
KUR'ÂN BÜTÜN İLİMLER KAPSAR
Allahû Teâlâ Hz. Nahl Sûresi 89. âyet-i kerîmesinde Kur'ân-ı Kerim'in herşeyi açıkladığını ifade buyurmuştur.

16/ NAHL-89: Ve yevme neb'asü fiy külli ümmetin şehiyden aleyhim min enfüsihim ve ci'nâ bike şehiyden alâ hâülâ' , ve nezzelnâ aleykelkitâbe tibyânen likülli şey'in ve hüden ve rahmeten ve büşrâ lilmüslimiyn.
Ve o gün bütün ümmetlerde içlerinden birini onların üzerlerine şahit beas ederiz. Seni de kendi ümmetine şahit tutacağız. Sana bu kitabı herşeyi açıklayıp anlatan, doğru yolu gösteren rehber, rahmet ve müjde olarak indirdik.

6/ EN'AM-38: Mâ ferratnâ fiylkitâbi min şey'in .
Biz bu kitapta hiçbirşeyi eksik bırakmadık.
Allah'ın yarattığı herşey Kur'ân-ı Kerim'de ifadesini asıl olarak bulmuştur. Fakat Kur'ân'da bir netice olarak mevcut olup, detaylarının mutlaka idrak eden kişiler tarafından açıklanması lazımdır.

30/ RUM-58: Ve lekad darebnâ linnâsi fiy hâzelkur'âni min külli mesel, ve lein ci'tehüm biâyetin leyekuûlennelleziyne keferû in entüm illâ mübtılûn.
Andolsun ki, biz Kur'ân'da insanlar için her çeşit misalden açıkladık. Ve eğer sen onlara bir âyet getirsen, derler ki o kâfirler, "Sen ancak batılı söyleyensin."

25/ FURKAN- 33: Velâ ye'tûneke bimeselin illâ ci'nâke bilhakkı ve ahsene tefsiyrâ.
Sana getirdikleri hiçbir mesele yoktur ki, Biz onun cevabını Hak ile ve en güzel (ahsen) tefsir ile getirmiş olmayalım.

6/ EN'AM- 67: Likülli nebe' in müstekarrün ve sevfe ta'lemûn.
Kur'ân'da her haber takarrür etmiştir (haberin gerçekleşeceği belirli bir vakit kararlaştırılmıştır). Siz de bileceksiniz.
O halde bu Kur'ân her zaman ve her mekânda yaşanan Allah'ın ilmi kelâmıdır.

Bismillahirrahmanirrahim

1-KÂİNATIN YARATILMASI
1-1-ADEM (Mekânsızlık, Yokluk)
Gerçeklerin neler olduğunu görmek için önce yaratılışa göz atmamız lâzım. Olayın başından başlarsak önce yalnız ALLAH vardı. Allah'dan başka hiçbir şey yoktu. Zamanımız ilminin "Uzay Zamanı" dediği Kur'ân-ı Kerim'de de ADEM diye geçen yokluk vardı. "Sadece Allah vardı. Allah'dan başka hiçbir şey yoktu." şeklinde ifade edilebilir. Allah'u Teâlâ yaratmayı diledi. Adına zamanımız fiziğinin "nötrino" dediği enerjiyi yarattı. Herşeyin aslını bu enerji oluşturur. Allah'ın yarattığı herşey bir gün aslına rücû edecektir. Yani enerjiye dönüşecektir. Sonra da yok olacaktır.

55/ RAHMAN- 26: Küllü men aleyhâ fân.
Bütün insanlar (herkes) fâni olacaktır.

55/ RAHMAN-27: Ve yebkaâ vechü rabbike zülcelâli vel' ikrâm.
Sadece zülcelali ve'l ikram olan Rabbinin zatı bâki kalacaktır.
Yeryüzünde her şey fanidir, yok olacaktır. Fakat Rabbimizin varlığı bâkidir. Yani ADEM'dedir, yokluktadır, diyoruz. O, hiçbir şey yaratmadan evvel de yokluktaydı. Herşeyi yarattı ve gene yokluktadır.

1-2- ENERJiNiN YARATILMASI
Enerji dediğimiz nötrino, 4 ayrı âleme ait 4 ayrı enerji küresi taşır. Zahiri âlem birinci âlemdir. Berzah âlemi onun karşıtını oluşturur. Gayb âlemi ikinci âlemdir. Gaybın, Berzâh âlemi bunun karşıtını oluşturur. Böylece insanların yaşamakta olduğu bu zâhirî âlemin ötesinde başka boyutta, cinlerin yaşamakta olduğu farklı bir âlem var ve ona da "Gayb Âlemi" diyoruz. Bizlerin nasıl nefsleri varsa, öldüğümüz zaman nefsler Berzâh âlemine gidiyorsa, cinler için de aynı şey söz konusudur. Onların da nefsleri öldükleri zaman Berzâh âlemine gidiyor, kendi Berzâh âlemlerine. Allah'u Teâlâ bu 4 âlemi, 4 enerji
küresinden oluşan ve adına nötrino dediğimiz enerji ile yaratmıştır. Olay sadece enerjinin maddeye dönüşmesidir.Bu enerji kâinattaki bütün zerrelere her an ulaşmaktadır ve tekrar kaynağına geri dönmektedir.

34/ SEBE-2: O, yere gireni ve yerden çıkanı, gökten ineni ve göğe yükseleni bilir. O Rahîym ve Gafurdur.

1-3- HERŞEYİN ÇİFT YARATILMASI
Rabbimiz her şeyi çift çift yaratmış. Bu çift çift yaratılmanın, nötrino dediğimiz enerjinin aslında mevcut olduğu gibi, cennet ve cehennemler için de geçerli olduğunu görüyoruz. Bizim cennetimiz var. Bizim cehennemimiz var. Cinler'in de cenneti ve cehennemi var. Onun için Allah'u Teâlâ çift cennetlerden çift cehennemlerden bahsediyor. Cinler için ve insanlar için ayrı ayrı cehennemler ve cennetler yaratmış. O zaman nasıl oluyor da 7 tane âlem oluyor? Hem her şey çift yaratıldı diyoruz, hem de âlemlerin sayısı yedidir. Acaba nasıl oluyor da Allah her şeyi çift yarattığı halde 7 tane âlemden söz ediyoruz. Allah'u Teâlâ ;
Zahiri Âlem
Onun Karşıtı
Gayb Âlemi
Onun Karşıtı
Emr Âlemi
Onun karşıtı, zulmâni âlem olmak üzere, 6 ayrı âlem yaratmıştır.
Bir de yaratılmayan ADEM dediğimiz, YOKLUK dediğimiz, MEKÂNSIZLIK dediğimiz âlem var.
Hepsi beraber 7 âlem oluyor.
ZARİYAT-49 : Biz her şeyden zıtlarıyla birlikte çift çift yarattık, olur ki, tezekkür edersiniz.
YASİN-36: Yerin bitirdiklerinden, kendi nefslerinden ve bilemediklerinden bütün çiftleri yaratan, O Allah her şeyden münezzehtir.

Allah'u Zülcelâl Hz. Yâsin Sûresi'nin 36. âyeti kerîmesinde "ezvace" (çift çift veya çiftler) kullanmıştır. "Ezvace" zevç ve zevce kelimelerinin ikisini birden ihtiva etmektedir. Karı-koca bir çift teşkil ederler. Yani bir karı, bir kocadan oluşan bir çift. Fakat Zariyat 49'da Yüce Rabbimizin kullandığı kelime "zevceyni" dir. Yani hem zevç, hem zevce, hem de zevç'in de zevce'nin de eşitleri. Bunlardan zevç ve zevce zahiri âleme ait olduğu için onları görebiliriz. Ama bunların eşitleri olan, (zevcin ve zevcenin fizik cesetlerinin içinde bulunan) nefslerini göremeyiz. Çünkü bu âleme ait değildirler. Böylece 2 zahiri âleme ait 2 de karşıt âleme ait 4 varlıktan bahsedilmiş oluyor. Yani 2 çift.
İşte bir sağ spinli elektron ve bir sol spinli elektron zevç ve zevceyi, bir sağ spinli karşıt elektron ile bir sol spinli karşıt elektron da 2 elektronunun bu âleme ait olmayan karşıtlarını ifade etmektedir.
Biliyorsunuz ki eski kitaplarda oluşumun 4 faktörü şöyle sıralanmaktadır. Su, hava, toprak, ateş. Zamanımızda bunlara verilen isimler tabiatıyla, zamanımız fiziğinin inceliklerini gösteriyor. Toprak deyince katı cisimleri anlıyoruz. Su deyince sıvıları anlıyoruz. Hava deyince gazları anlıyoruz. Ateş deyince de enerjiyi anlıyoruz. Böylece 4 tane temel faktör zamanımızın gerçek ifadeleriyle yerli yerine oturuyor. O zaman da söylenenler doğruydu, şimdi de söylenenler doğrudur. Tabii bu 4 faktörü yaratan Allah'u Teâlâ Hz.'leridir. Bütün bunları aslında enerjiden oluşturuyor. İşte zamanımız fiziğinin bu enerjiye verdiği isim "nötrino"dur. Yaratılan zıt spinli iki nötrino ve iki karşıt nötrino zâhiri âlemin en küçük maddi birimleri olan 2 elektron ve 2 karşıt elektronu vücuda getirir. Yüce Rabbimiz zıt spinli 2 anti-nötrino ve 2 karşıt anti-nötrino'dan 2 çift, gayb âleminin en küçük maddi birimleri olan pozitron ve karşıt pozitronları oluşturur. Buradan anlaşıldığı gibi zıt spinli nötrino, karşıt nötrino ve anti-nötrino, karşıt anti-nötrinolar daima çift çift yaratıldığı için hep çift halde bulunurlar. Tek bir nötrinodan söz etmek mümkün değildir. Sol spinli bir nötrino ile sağ spinli nötrino bir çift oluştururlarken sağ spinli bir karşıt nötrino ile sol spinli bir karşıt nötrino da aynı zamanda başka bir çift oluştururlar. Diğer taraftan sağ spinli bir anti-nötrino ile sol spinli bir anti-nötrino bir çift oluştururlarken sağ spinli bir karşıt anti-nötrino ile sol spinli bir karşıt anti-nötrino başka bir çift oluştururlar.
Böylece EMR âleminde oluşan zıt spinli nötrino çifleri, çift çift olarak gelir ve giderler. Herşeyin çift yaratılması ve her âlemin kendi içinde zıddı ile kaim kılınması yani dengede olması sebebiyle nötrinoların teşekkül etmesi için mutlaka dört âleme ait enerji kürelerinin bir araya gelmesi gerekir. Bu çift yaratılma ve zıtların birlikte bulunması gibi iki özellik, aynı zamanda her âleme sağ ve sol spinli olmak üzere, iki çift nötrino ve karşıt nötrino ile anti-nötrino ve karşıt anti-nötrino'nun gelme sebebini de teşkil eder. Çünkü daha evvelde işaret ettiğimiz gibi nötrino ancak karşıt nötrino ile anti-nötrino da ancak karşıt anti-nötrino ile çiftleşerek beraberce bir aksiyonda bulunabilirler.

1-4- ATOM VE ELEMENTLERİN OLUŞMASI
Biz, bizim âlemimizde, yani zâhiri âlemde yaşıyoruz, bu âlemde Allah'u Teâlâ, önce elektronları ve karşıt elektronları; gayb âleminde ise, pozitron ve karşıt pozitronları yarattı. Sonra bu elektron ve karşıt elektronlardan nötronlar ve protonları yarattı. Pozitron ve karşıt pozitronlardan anti-nötron ve anti-protonları vücuda getirdi. Bunlardan da Hünnes ve Künnes Kanunları gereğince elektron, proton ve nötronlardan zâhiri âlemin atom yapısını, pozitron, anti-proton ve anti-nötronlardan gayb âleminin atom yapısını oluşturdu. Atomlar birleştirilerek gaz moleküllerini ve daha sonra çeşitli sayıda atomların bir araya gelmesiyle zâhiri ve gayb âlemlerinde çeşitli elementler vücuda getirdi. Kâinatta mevcut her madde atomlardan meydana gelir.
TEKVİR-1 5, 16: Felâ uksimû bilhünnesi el cevaril kûnnesi
Hünnese (merkezi çekirdeğe) ve etrafında cevelân eden, dönen künnese (elektrona) kasem (yemin) ederim ki.
Merkezde 1 proton ve 1 çevre elektronundan oluşan atom bir hidrojen atomudur. Hidrojen atomu zâhiri âlemin başlangıç elementini oluşturur. Daha sonra Hidrojenin izotopları olarak tanımlanan iki atomdan müteşekkil deoteryum, 3 atomdan oluşan tirilyum ondan sonra daha çok atomdan müteşekkil helyum ve sırasıyla diğer başka elementler birer birer oluşturuldu. Allah'u Teâlâ. bu atomlardan gazları, sıvıları ve katıları oluşturmaktadır.
Rabbimizce Kur'ân-ı Kerim'de, Allah'u Zülcelal Hz.lerinin arşının evvelce su üzerinde olduğuna işaret buyrulmaktadır.

HUD-7 : O', yeri ve göğü altı günde yarattı. O'nun arşı su üzerinde idi. Hanginizin daha güzel amel işleyebileceğini tespit etmek için. Eğer sen onlara öldükten sonra mutlaka dirileceksiniz dersen, kâfir olanlar derler ki, bu ancak açık bir sihirdir.

Gerçekten görüyoruz ki, hidrojen molekülü ve oksijen atomu bir araya gelerek suyu oluşturuyor. Allah'u Teâlâ yeni elementler vücuda getirerek gazları, sıvıları sonra katıları oluşturuyor. Olayın başlangıcında atomu ve atomla beraber hidrojeni görüyoruz. Hidrojen molekül ve arkadan diğer gazların birer birer yaratılması söz konusudur. Daha sonra moleküller ve elementler çoğaltılarak Allah'u Teâlâ Hz.leri tarafından sıvılar ve katılar oluşturuluyor. Böylece kâinat ortaya çıkıyor, zâhir oluyor.

1-5- HER CANLI ŞEYİN SUDAN YARATILMASI
Allah'u Teâlâ. Her canlı şey'in sudan yaratıldığını beyan ediyor.
ENBİYA-30 : Ve cealnâ minelmai külle şey'in hayy efela yüminün.
Her canlı şeyi sudan yarattığımızı kâfirler görmüyorlar mı, hâlâ inanmayacaklar mı?

Denizlerde tek hücreli amiplerden başlayan hayat zincirine, daha sonraları bir çok hücrelerin oluşturduğu ve suda yaşayan, yeni canlı türleri ilâve olunuyor. Bunlar suda yaşayan çeşitli canlı hayvan türlerini meydana getiriyor. Rabbimiz Kur-ân'ı Kerim'de buyuruyor ki,

NUR-45 : Vallahû halaka külle dâbbetin min mâ, feminüm men yemşiy alâ batnih minhüm men yemşiy alâ ricleyn ve minhüm men yemşiy alâ erba yahlukullâhû mâ yeş'a innallâhe alâ külli şey'in kadir.
Allah bütün hayvanları sudan yaratmıştır, onların bir kısmı karnı üzerinde, bir kısmı iki ayakla, diğer bir kısmı ise dört ayakla yürür. Allah dilediğini yaratır. Allah herşeye kaadirdir.

Görülüyor ki, Yüce Rabbimiz suda başlayan hayatı, zamanla çeşitli su hayvanlarını yarattıktan sonra karaya sıçratmıştır. Su hayvanlarıyla başlayan ve karaya sıçrayan canlı hayatın neticede, çeşitli türde kara hayvanlarının oluşmasına sebep olduğunu yukarıdaki âyeti kerime bize en güzel biçimde açıklıyor. Bu âyet-i kerimede başka işaretler var. Özellikle bu canlı hayvan türlerinin en son şeklinin 4 ayaklı olmaları, bu suda ve karada devam eden yaratış zincirinin en son halkasında 4 ayaklı maymun türünün olduğunu da açıklıyor. Karada yaratılan en son canlı türü olan maymunların bir gelişme süreci içersinde, kromozomların giderek arttığını görüyoruz. 19 çift kromozomlu maymun türünden 33 çift kromozomlu orangutana kadar bir dizi maymun çeşitleri vardır. Eğer insan bu maymun türlerinin sanıldığı gibi bir devamı olsaydı 35 çift kromozomlu olması gerekirdi. Oysaki insan 23 çift kromozoma sahiptir. Böylece insanın maymundan türemesinin mümkün olmadığı kesinlik kazanmıştır. Maymun çeşitlerinin hepsinde temel özellik olarak, el hüviyetindeki ayakların hiçbir zaman ayak hüviyetine dönüşmediğini görüyoruz. İşte böylece yeryüzünde en son yaratılan canlılardan maymunlar kendi aralarında bir yaşama içinde iken bir gün Allahû Teâlâ bu dünya üzerinde değil, Allah'ın Katı'nda (indi ilâhi'de) insanı yaratıyor. Âdem A.S. ve Havva Anamız bu dünyada yaratılmadılar. Bu dünyaya indirildiler.

2/ BAKARA -36: Fe ezellehümaşşeytanü anha fe ahrecehüma mimma kâna fih, ve kulnahbitu ba'duküm liba'din adüvvün, leküm filardı müstekarrun ve meta'un ilâ hın.
(Ne var ki) şeytan onların (ayağını) oradan kaydırdı. İkisini de içinde (bulunmuş) oldukları (nîmetten) çıkardı. Biz de; "Birbirinize düşman olarak (oradan yeryüzüne) inin. Sizin için (belli) bir zamana kadar, yeryüzünde oturun ve nîmetlenin (yaşayın)" dedik.

O halde Âdem A.S.'ın vücudunu oluşturan toprak bu dünyanın toprağı ve çamuru değil, İndi İlâhi'nin toprağı ve çamurudur. Dünya, Âdem A.S.'ın ineceği bir yerdi. Onun için Arz kendisine hayat veren güneş sisteminden belli bir uzaklıkta yaratıldı. Belli bir eliptik yörünge üzerinde. Ve belli bir eksen eğimiyle yaratıldı. Etrafına ozon tabakası dizildi. Van Allain kuşakları yerleştirildi ve dünya "insan" adı verilen Allahû Zülcelâl Hz.nin bu en kıymetli mahlûkunu sinesinde barındırabilecek bir hüviyet kazandı (Milyarlarca veya trilyonlarca yılda).
Sonra insanoğlu yukardaki âyet-i kerime gereğince yeryüzüne indirildi. Sadece insan değil, insanla beraber cinler de dünya üzerine indirildi. Dünya adı verilen bu gezegeni sadece biz insanlar paylaşmıyoruz. Aynı koordinatlarda yaşayan "Cin" adı verilen gayb âleminin sakinleri de var. Fakat koordinatlar aynı olduğu halde boyutlar farklı olduğu için, yapı farklı olduğu için, ne onlar bizi, ne de biz onları göremiyoruz. Eğer bir insanın hücresindeki atom yapısına dikkatle bakarsanız hâkim unsurun elektron, (-) elektrik yüklü elektron olduğunu göreceksiniz. Bir cinin de hücresindeki atom yapısına bakmanız mümkün olsaydı, onun da (+) elektrik yüklü pozitronun hâkim olduğu bir sistem içinde yaşamakta olduğunu görecektiniz. Zâhiri âlemin bütün atomları merkezde (+) elektrik yüklü protonlar, çevrede de (-) elektrik yüklü elektronlardan oluşur. Halbuki gayb âleminin bütün atomlarında merkezde (-) elektrik yüklü anti-protonlar ile çevrede de tam zıt yapıda (+) elektrik yüklü pozitronların olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bizim (-) elektrik yüklü olan elektronlarımız bütün dünyanın madde adını verdiği sisteminin yarısını içerirken diğer yarısını da (+) elektrik yüklü karşıt elektronlar oluşturuyor.

2-1- ENERJİ
Madde enerjiden oluşur. Enerjinin strüktürel (yapısal) açıdan ne olduğu zamanımız ilim adamları tarafından henüz bilinmemektedir. Hız kanunları dediğimiz zaman mesele önce maddenin yapısına dayanır. Madde ve âlem farklılıklarında üç hız kanunu geçerlidir. Madde farklılığını anlayabilmek maddenin nasıl oluştuğunu, maddenin iç yapısını bilmekle mümkündür. Madde enerjiden oluştuğu cihetle de enerjinin strüktürünü (yapısını) bilmek ve bu temelden hareket etmek gerekir. Maddeyi meydana getiren enerji, nötrino adı verilen ilâhi enerjidir. Allah'tan gelir. Asıl kaynaktan gelir ve bütün yaratıkları oluşturur. Bu enerjinin Kur'ân-ı Kerim'deki adı "emir" dır.

Talak Suresinin 13. âyet-i kerîmesinde mealen Rabbimiz şöyle buyuruyor;
"O'dur ki yedi gök yaratmıştır ve onun bir mislini de yerde yaratmıştır. Allah'ın emri bunlar arasında iner ve çıkar."

Allah'dan gelen ve Kur'ân-ı Kerim'de "emir" adı ile anılan bu enerjinin zamanımız ilminin nükleer kimya ve nükleer fizikteki adı nötrinodur. Her nötrino, dört âleme ait dört enerji küresinden oluşur. Bunlar iki çift enerji küresi teşkil ederler. Primer küreler dış enerji kürelerini, sekonder küreler ise ikincil (iç) enerji kürelerini meydana getirir. Primer küreler çifti ve sekonder küreler çifti devamlı enerji üretirler. Enerjinin maddeyi oluşturması şöyle olmaktadır;
Bir çift nötrino ve bir çift karşıt nötrinonun primer ve sekonder enerji küreleri birbirinden ayrılır ve nötrinodaki primer küre diğer nötrinonun sekonder küresi ile ve karşıt nötrinonun sekonder küresi ile birleşir. Bu birleşme sadece zıt spinli nötrinolar ve karşıt âleme ait nötrinolarla gerçekleşir. Her dörtlü nötrino grubundan zahiri âleme ait iki elektron ve iki karşıt elektron oluşur.
Enerji maddeyi oluşturmadan evvel nötrinoda primer grubun ilk küresi ile, sekonder grubun ilk küresi aynı yönde dönerken, maddeyi oluşturduktan sonra, elektronda ise primer grubunun ilk küresi ile sekonder grubunun ilk
küresi zıt (aksi) yönde dönerler. Bu da lineer momentumun açısal momentuma dönüşmesine sebep olur.
- Zahiri âlem
- Karşıt zahiri âlem
- Gayb âlemi
- Karşıt gayb âlemi
Rabbimiz, enerjinin maddeye dönüştürülmesiyle bu dört âlemi yaratmıştır. Enerjinin maddeyi nasıl vücuda getirdiği ve fotonların nasıl oluştuğu " MADDE, ENERJİ ve HIZ KANUNLARI" adlı kitabımızda detaylı olarak anlatılmıştır.
Ancak enerjinin bu yapısal analizi bilindikten sonra hız konusuna girmek mümkündür.

2-2- HIZ KANUNLARI
- Işık hızının altındaki hızlara ait alt hız kanunu
- Işık hızı kanunu
- Işık hızından ötede olan hızlara ait üst hız kanunu
olmak üzere 3 hız kanunu vardır.
Hız kanunlarının belirleyici ve ayırıcı unsuru, âlem farklılıkları ve maddenin iç yapısıdır.

2-2-1- ALT HIZ KANUNU VE ELEKTRONLAR
Dünya üzerinde bilinen sadece alt hız kanunu vardır. Einstein'in ortaya koyduğu bu hız kanunu kinetik enerji ile ilgili olup sadece zahiri âlem içinde geçerlidir. Bir kütleye, ona hız verecek olan enerji tatbik edildiğinde üst hız sınırı muhakkak ışık hızının altında olacaktır. Bu kanun sadece madde adını verdiğimiz kesimin var olduğu ve sadece bir tek âlemin mevcut olduğu varsayımına dayalıdır. Bir tek kütle vardır. Kütle bu âlemin kütlesidir. Ve bu âlemde (Kendi âleminde) hareket halindedir. O halde bir kütle, kendi âleminde hareket halinde ise alt hız kanununa tâbidir. Bu kütle kendi âleminde pozitif (+) ağırlığa sahiptir. Kütle elektronlardan oluşmuştur. Elektronlar hâkim unsur olup asıl âleme (zahiri âlem) aittir. Karşıt elektronlar ise bağımlı unsur olup karşıt âleme aittir. Bu durumda karşıt âleme ait olan karşıt elektronların negatif (-) ağırlığı, asıl âleme ait olan elektronların net pozitif ağırlığının yarısı kadardır. Buna yarım ağırlıklar kanunu denir. Ve her âlem için geçerlidir. Her parçacık kendi âleminde gözlenebilmektedir. Ona bağlı bağımlı unsur ise bağımlı âleme ait olup saniyenin milyarda bir zaman aralığında gözlenip derhal kaybolur, yani kendi âlemine gider. O halde klasik hız kanunu bu âlemin temel yapı taşı olan elektronlar için geçerlidir.
Bir madde parçacığına ait De Broglie dalgasının hızının parçacığın hızı ile aynı olması şart değildir. Bu iki hız arasındaki bağlılık kolayca çıkarılabilir. De Broglie dalgasının dalga boyu "d" ve frekansı "n" ise bu dalganın "W" hızı bildiğimiz
W = d . n
bağıntısı ile verilmiştir. Şimdi parçacığın "S" toplam enerjisi ile ortak dalganın "n" frekansı arasındaki bağlılığın S = h . n denklemi ile verilmiş olduğunu biliyoruz.
Buna göre; n = S / h değeri hız formülünde yerine konursa W = S . d / h denklemi elde edilir.
Parçacığın "p" momentumu dalga uzunluğuna p = h / d temel denklemi ile bağlıdır.
Buradan 1/p = d/h değeri hız formülünde yerine konursa W = S/p bağıntısı elde edilir.
Toplam S enerjisi ile durgun kütleyi de içine alan toplam " m " kütlesinin Einstein'in S = mc2 relativite denklemi ile bağlı olduğunu ve parçacığın hızı " " olduğuna göre momentumu p = m. n olduğu kabul edilir. "W" hız denkleminde yerlerine konursa
W = S/p = m.c2/m.V = c2/V olur.
Buradan da W = c2/V çıkar.
Madde parçacığın "V" hızı ışığın "c" yayılma hızından hep daha küçük olduğuna göre parçacığa bağlı De Broglie dalgasının hızı her zaman "c" den daha büyük olacaktır. Buna göre hiç bir kütlenin yani parçacığın çok daha büyük bir hızla taşınamayacağını bildiren relativite teorisi postulatı sadece madde adını verdiğimiz kesimin var olduğu ve sadece bir tek âlemin mevcut olduğu varsayımlarına dayalıdır. Bir tek kütle vardır. Kütle bu âlemin kütlesindendir ve bu âlemde hareket halindedir. Bu varsayımın sonucu daima ışık hızının altında bir hızın elde edilmesidir. Elektronlar bu âlemin temel taşları oldukları için alt hız kanununa tâbidirler.

2-2-2- IŞIK HIZI KANUNU VE FOTONLAR
Işık hızı kanununun geçerli olması için bir partikülde karşıt âlemlere ait parçaların eş değer ağırlıkta olması gerekir. Başka bir deyimle fotonun oluşabilmesi için bir partikül ile karşıtının eşit pozitif ve negatif ağırlıklarla oluşuma girmesi gerekir. Böyle bir sistemin oluşabilmesi ise partikülü teşkil eden parçalarının her birinin kendi âleminde bulunması gerekir.
Bir oluşumun ikinci parçasının da ilk parçasıyla eşit negatif ağırlıkta olması için, birinci parça nasıl kendi âleminde ise ikinci parçanın da kendi âleminde olması gerekir. Kendi âleminde olan ikinci parça kendi âlemine göre (+) pozitif ama ikinci parçanın âlemine göre (-) negatif ağırlık taşıyacaktır. Böyle bir sistemin oluşabilmesi ise birinci parça ile ikinci parça arasında bir ışık duvarının mevcut olmasını gerektirir. Ancak iki âlemi birbirinden ayıran bir ışık duvarı var olduğu taktirde her oluşumun içindeki iki parçacık da kendi âleminde var olabilir ve ağırlıklar eşit olabilir. Öyleyse her foton kendi içindeki bir ışık duvarı üzerinde saniyede yaklaşık olarak 300.000 km hızla hareket halindedir. Foton var olduğu sürece bu hızı muhafaza eder. Bu hıza ışık hızı denmektedir. Bu ışık duvarı birinci parçaya ait olan asıl âlemle, ikinci parçaya ait olan onun karşıtını birbirinden ayırmaktadır. Ve birinci parça asıl âlemde ikinci parça ise bunun karşıtı olan âlemde hareket etmektedir. Bu taktirde birinci parça (+X) ağırlığında ise, ikinci parça (-X) ağırlığında olacaktır.
Birinci parça bir elektrondur ve (+X) ağırlığındadır, ikinci parça bir karşıt elektrondur ve (-X) ağırlığındadır.
Fotondaki parçacıklardan dominant olan fotonun oluşturduğu âleme ait parçacıktır. Bu parçacık kendi âleminde olduğu için foton gözlenebilir. O halde foton hangi âlemde gözleniyorsa o âleme ait parça dominanttır. Karşıtı ise bağımlı unsur olarak oluşuma girmektedir. (+) ve (-) ağırlıkları dengede olan bir fotonda parçalar oluşumun vücut bulduğu âleme göre aynı yönde spine (dönüşe) sahiptir. Aynı yönde ve eşit güçte spin sebebiyle bir foton her iki âlemdeki parçalar eşit itici güce sahip olduğundan lineer istikametde hareket edecektir. Yani arabanın her iki âlemde dönen tekerleri de aynı yönde dönmektedir. Ve aynı hızla dönmektedir. Işık duvarının özelliği odur ki bütün fotonlardaki parçaların kendi âlemlerinde bulunmalarını sağlar.
Karşıt elektronlar elektronların yarısı kadar (-) negatif ağırlığa sahiptirler. Enerji bu karşıt elektronların (-) negatif ağırlıklarını arttırarak, elektronların (+) ağırlıklarına eşit kılar. Böylece bir elektronun ağırlığı (x) ise, karşıt elektronun ağırlığı (-x) olur. x+(-x) = 0 dır. İşte ışık duvarı sadece bu sıfır noktasında görev yapar. Bütün fotonların ağırlığı sıfırdır, yani ağırlıksızdır.
Elektronlar zahiri âlemin temel taşları olmaları sebebiyle alt hız kanununa tâbidirler ve zahiri âlemde daima V parcaçık hızları C ışık hızının altında seyredecektir. Halbuki tanecik ve dalga özeliği gösteren fotonun her iki kanadı kendi âleminde seyretmesi nedeniyle V parçacık hızı C ışık hızına eşittir.
Bunu göstermek için: P = m v momentum ifadesini yazalım ve
S = mc2 m = S/ c2
enerji ifadesini dikkate alarak momentumu
P = S / c2 . V V = Pc2/S
şeklinde ifade edelim. Parçacığın relativistik kütle ifadesini kullanarak momentumu veren denklem
mo
P = . V
V2
1-
C2
şeklinde yazabiliriz. Son iki denklemden V'yi yok edersek
mo Pc2 mo c2
P = Ş 1 =
V2 V2
1- S 1- S
C2 C2
Her iki tarafin karesini alarak mo için
mo = S/c2 (1-v2/c2)1/2 mo2 =S2/c4-P2/c2
bağıntısı elde edilir. Şimdi,
P = h / d ve S = h . n olduğuna göre

h n2 1
mo = - yazabiliriz.
c c2 d2
De Broglie dalgalari için W = n.d dir. Bu değeri yerine koyarsak;

h w2 1
mo = - bulunur.
c c2d2 d2
Buradan w çekersek,

mo2c2
w = c 1 + d2 elde edilir.
h2
Bu denklem durgun kütlesi sıfırdan büyük olan (mo > 0) bir parçacık için w dalga hızının daima c den büyük olduğunu gösterir.
De Broglie dalgalarının özel bir hali olarak w = c hızı ile yayılan dalgaları dikkate alalım. Bu elektromanyetik dalgadır, yani fotondur. Bu dalgalara ait ortak parçacığın, yani fotonun v hızı da c' ye eşittir. Yukarıdaki denklemde w = c alınırsa fotonun durgun kütlesi için m = 0 bulunur. O halde fotonlar için v hızı c' ye eşittir.
Dünya adı verilen bu gezegen, bize göre insanlara ait zahiri âlemdir. Ama bu gezegende yaşayan ve farklı yaratılan cinler de bizimle dünyayı paylaşmaktadır. Onlar gene bu dünyamız üzerinde Kur'ân-ı Kerim'imizin "Gayb âlemi" adını verdiği âlemde yaşamaktadırlar. Gayb âlemi dünyadan başka bir yer değildir. Farklı yaratılmamız sebebiyle cinler ve biz insanlar aynı koordinatlarda yaşadığımız halde fizik algılama sistemlerimizle birbirimizi farketmemekteyiz.
Görülmektedir ki zahiri âlemin her noktası aynı zamanda gayb âlemidir. Gayb âleminin her noktası da aynı zamanda zahiri âlemdir. Öyleyse her nokta zahiri âlemde de gayb âleminde de aynı koordinatlara sahiptir ve her iki âlemde de vardır.
İşte bu sebeple foton bir âlemde nerede hangi noktada bulunursa bulunsun karşıt âlemde de aynı noktada bulunmaktadır. O noktada iki âlem de mevcuttur. Işık duvarı dediğimiz şey her noktada fotonun iç bünyesindeki iki karşıt unsurun kendi âlemlerindeki standartlarda olmasını temin eden, zaten her noktada mevcut olan bir ayıraçtır. Bu ayıraç fotonun yapısındaki karşıt unsurları kendi âlemlerine ait oluşumlarında tutan bir rol oynar. Ve sadece foton için geçerlidir.

2-2-2- ÜST HIZ KANUNU VE NÖTRİNOLAR
Üst hız kanunu ışık hızının ötesine taşan yani sn. de 300 000 km lik hız duvarını aşan hızların kanunudur.Sonsuz hıza en güzel örnek nötrinolardır. Nötrinolar hangi âlemde görev yapacaklar ise o âlemin dışında bir yol izlerler. Hareketleri doğrusaldır. Kendi âlemlerinde bulunmadıkları için hızları ışık hızının çok ötesindedir. Yani sonsuz hızla hareket ederler. Madde parçacığın v hızını w dalga hızına bağlayan temel denklemi,
w = c2/v
olarak elde etmiştik. Nötrinolar daima bize göre kendi âlemlerinin dışında bir yol izledikleri için v parçacık hızları sıfır kabul edilebilir. Bunu yukarıdaki denklemde yerine koyarsak nötrinolara bağlı dalga için sonsuz hız elde ederiz.
w c2/0 = ¥
O halde nötrinolar kendi âlemlerinin dışındaki âlemler de doğrusal hareket ettikleri için sonsuz dalga hızı ile hareket ederler. Kısaca düşünce hızı ile hareket ederler.
Bu kanunda üst hızların en üst sınırı düşünce hızıdır. Düşünce, kendi boyutları içinde her an hareket halinde olan bir sistemdir. Bu sistemin özelliği düşüncenin ne zahiri âleme, ne karşıt zahiri âleme, ne gayb âlemine, ne de karşıt gayb âlemine ait olmamasıdır. Bütün âlemlerden farklı boyuttadır. Bu farklı boyutta hem mekân itibariyle, hem de zaman itibariyle düşünce her koordinatta var olabilir. Yani hem bugünü, hem dünü, hem de yarını düşünebiliriz. Bulunduğumuz yeri de dünyamızı da, kâinatı da, kâinatın ötesini de yani yokluğu da düşünebiliriz.Ve düşüncenin asıl özelliği, düşüncenin, düşündüğümüz yere, düşündüğümüz an ulaşması ve orada tecelli etmesidir. Önce kendinizi oturduğunuz yerin dışında düşünün, sonra başka bir şehirde, sonra başka bir kıtada, sonra ayda, sonra güneşte ve nihâyet başka bir güneş sisteminde... Bir kaç metre ötesini ne kadar zaman aralığı içinde düşündü iseniz sonsuz uzaklığı da aynı zaman aralığı içinde düşünürsünüz. İşte düşünceniz, mesafe ne kadar uzak olursa olsun her yere aynı zaman aralığı içinde ulaşır. Bu hıza "düşünce hızı" denir.
Düşünce hiç bir âleme ait olmaması sebebiyle her âlemde sonsuz hızla hareket kabiliyetine sahiptir. Sonsuz hızın oluşabilmesi, bir âleme ait bir partikülün, bir birimin veya maddenin, başka bir âlemde hareket etmesi şartına bağlıdır.
Bir hidrojen atomuna eşdeğer olan bir nötron, içinde hem bu âleme ait olan elektronları, hem de aynı sayıda karşıt elektronları barındırmaktadır. Kısaca madde, bünyesinde maddeyi ve karşıt maddeyi eşit sayıda bulundurur. Karşıt elektronların frekansı sıfırla (-) sonsuz arasında bir deger taşımaktadır. Yani karşıt elektronlar (-) değerli frekansa sahiptir. Elektronlar ise (+) değerli frekansa sahiptir. Frekans ile ağırlık arasında kesin bir ilişki vardır. Bu ilişki paraleldir. Yani frekans arttıkça ağırlık artar. Böylece (+) frekans artırılırsa bu âlemde ağırlık artacaktır.
Bir âlemde ölçülebilen ağırlık ise (+) ağırlıktan (-) ağırlık çıkarıldıktan sonra kalan (+) ağırlıktır. Eğer (-) frekans artırılırsa (+) frekans aynı kaldığı taktirde maddenin ağırlığı azalır. (-) ağırlığı arttırmaya devam edersenlz (-) ve (+) değerlerin eşdeğer olduğu noktada foton oluşur. (-) ağırlık daha da arttırılırsa madde (-) ağırlık taşır.
Üst hıza ulaşmak ise maddenin içindeki karşıt maddeyi (-) ağırlığı ağırlık itibariyle maddeninkinden öteye geçirmekle mümkündür.
Böylece (+) ağırlık (-) ağırlığa dönüşür. Ve madde artık karşıt madde olur. Yani maddenin içindeki hakim unsur elektron iken karşıt elektron olur. Bağımlı unsur ise karşıt elektron iken elektron olur. Böylece bir âlemde, o âleme ait olan madde artık o âleme ait olmayan karşıt maddeye dönüşmüştür.
Bu karşıt maddenin ağırlığı (-) negatiftir. Böylece bir âlemde o âleme ait olmayan bir madde elde edilmiş olur. Üst hıza ulaşmak ancak bir âlemde o âleme ait olmayan bir madde için mümkündür. İşte bu âlemde elde edilen bu karşıt madde yerçekimi kuvvetini yenecek olan ve üst hıza ulaşabilen maddedir.
Not: Formüllerde geçen 8 dalga boyu ve frekansı göstermektedir.

2-2- ZAMAN-MEKÂN VE HIZ ÜÇLÜSÜ
Zaman-mekân ve hız üçlüsü birbirinden ayrılmayan zaman-mekân ve hız birliği içindedirler. Hız, zaman ile mekân arasında aralığı kısaltmaktadır. Ne zaman gözlemcinin hızı artarsa aynı anda, zaman ve mekândaki mesafeler de kısalmış olur. Hızın sonsuz olması halinde yani düşünce hızında, zaman ve mekân sonsuz yavaşlayıp büzülecektir.

22/ HAC-47: Ve yesta'cilûneke bil'azâbi ve len yuhlifallahü va'deh , ve inne yevmen inde rabbike ke'elfi senetin mimmâ te'uddûn.
Azabı çabuklaştırmayı isterler. Ve Allah vaadinden dönmez. Muhakkak ki Rab'lerinin indinde bir gün sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir.

İndi ilâhideki bir gözlemci için sahip olduğu hız sebebiyle bin yıllık dünya zamanı bir gün olmuştur. Ne zaman gözlemcinin hızı azalırsa zaman ve mekânın mesafesi artar. Dünyadaki bir gözlemcinin hızı alt hız kanununa tâbi olduğu için indi ilâhideki bir gün bin yıl kadar genişlemiş olur. Bu nedenledir ki hız, zaman ve mekândaki mesafeleri kısaltan çift etkili bir fren gibi çalışmaktadır.
Hız kanunlarının varlığına bağlı olarak değişik mekân ve zamandan sözedebiliriz.

SECDE-5 : Yüdebbirul-emre minessemâi ilel-ardı sümme ya'rucü ileyhi fî yevmin kâne mikdâruhû elfe senetin mimmâtûadûn.
Gökten yere kadar bütün işleri O tedbir eder. Sonra emir (Enerji), miktarı 1000 yıl olan bir günde ona yükselir.

70/ MEÂRİC-4: Ta'rücülmelâiketü verrûhu ileyhi fiy yevmin kâne mıkdarühü hamsiyne elfe sene.
Melekler ve ruh, ona miktarı 50.000 sene olan bir günde çıkarlar (yükselirler, ulaşırlar).

Dünyada bir gün, dünyanın, kendi ekseni etrafında 23 saat 56 dakika ve 4 saniyede bir devrini tamamlamasıyla meydana gelir. Yıl ise, dünyanın güneş etrafında 365 gün 5 saat 4 dakika ve 46 saniyede tam devrini tamamlamasıyla oluşur. Bir yıl 31470786 saniyeye eşittir. Bir dünya saniyesi dünyanın güneş etrafında seyrettiği yörüngenin 31470786 saniyesinde bir parçasıdır. Diğer bir tabirle dünya saniyesi dünyanın güneş etrafındaki yörüngesinde 29.8 km/sn bir hareketi temsil eder. Bir ilâhi günün 50.000 seneye tekabül ettiği zikredilen Mearic suresindeki zaman 1,5735393x1012 sn ve 46,89147114x1012 km ye eşdeğerdir. Melekler ve ruh bu mesafeyi 86164 sn.de aldıklarına göre hızları 544211865 km/sn olup ışık hızından 1814 kat daha büyüktür. Secde Sûresi'nin 5. Âyet-i Kerîme'sinde belirtildiği gibi aynı mesafeyi enerji 1000 yılda aldığına göre, enerjinin hızı, ışık hızından 90700 kat daha büyük olur.
 

sumisali

Üyeliði durduruldu
Katılım
3 Nis 2009
Mesajlar
1,904
Tepkime puanı
2,114
Puanları
0
Örneğin, namazımızı kurana göre kıldığımızı söyleyen kaç kişi çıkabilir müslümanım diyen bizler arasında bir bakalım dilerseniz!

Ben, müslümanların en büyük çoğunluğunun; bütün bu söylediklerini sadece sözde bırakıp kuranı anlamaya çalışmadığını, kuranı yaşam merkezine almadığını, çoğu zamanda hadis ve sünnet rivayetlerinden bile geride bıraktığını, kuranı sözle böyle söylese bile terkettiklerini iddia ediyorum.

Buyurun, iddiamın büyük oranda gerçekliğini hep beraber görelim. Diğer ibadetleri bir an için bir kenara bırakalım ve namazı ele alalım.

Namazını tam bilinçle kılan kaç müslüman var aramızda? Namazında sadece kurandan okuyan, Sübhaneke, tahiyyat vb. insan kaynaklı duaları namazına almadan namaz kılan kaç müslüman vardır?[/QUOTE]


iddianıza göre bu namaz nasıl kılınır açıklarmısınız?
 

sumisali

Üyeliði durduruldu
Katılım
3 Nis 2009
Mesajlar
1,904
Tepkime puanı
2,114
Puanları
0
Peki sevgili kardeşlerim,
Kuranı böyle biliyoruz, böyle seviyoruz. Ancak, gerçekten onu hayatımıza dahil edebiliyormuyuz? Bunu samimi olarak düşünelim ve cevap verelim.

Örneğin, namazımızı kurana göre kıldığımızı söyleyen kaç kişi çıkabilir müslümanım diyen bizler arasında bir bakalım dilerseniz!

Ben, müslümanların en büyük çoğunluğunun; bütün bu söylediklerini sadece sözde bırakıp kuranı anlamaya çalışmadığını, kuranı yaşam merkezine almadığını, çoğu zamanda hadis ve sünnet rivayetlerinden bile geride bıraktığını, kuranı sözle böyle söylese bile terkettiklerini iddia ediyorum.

Buyurun, iddiamın büyük oranda gerçekliğini hep beraber görelim. Diğer ibadetleri bir an için bir kenara bırakalım ve namazı ele alalım.

Namazını tam bilinçle kılan kaç müslüman var aramızda? Namazında sadece kurandan okuyan, Sübhaneke, tahiyyat vb. insan kaynaklı duaları namazına almadan namaz kılan kaç müslüman vardır?

iddianıza göre bu namaz nasıl kılınır açıklarmısınız?
 

Ferit Yanar

New member
Katılım
7 Nis 2021
Mesajlar
18
Tepkime puanı
0
Puanları
0
ثُمَّ جَعَلْنَاكَ عَلٰى شَر۪يعَةٍ مِنَ الْاَمْرِ فَاتَّبِعْهَا وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَ الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ Sonra seni, (ilahi) emre dayalı bir şeriat üzere kıldık. Ona uy. Bilmeyenlerin hevalarına/arzularına uyma.


Allah (cc), insanın önüne iki yol koymuştur: Ya Allah’ın (cc) indirdiği şeriat ya da bilmeyenlerin heva ve hevesleri... Allah’a (cc) kulluk yaparken şeriata yani, Kitap ve Sünnet’e uymayanlar, uydukları şeye ne isim verirlerse versinler fark etmez, hevaya uymaktadırlar.
(45/Câsiye, 18)
 
Üst Alt